fbpx
DOLAR 18,6475 0.02%
EURO 19,6501 -0.22%
ALTIN 1.072,890,11
BITCOIN 3203021,33%
Ankara

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

>
Cerrahi Tekkesi’nin yeni lideri oldu! Ömer Tuğrul İnançer’in yerine Ahmet Özhan geldi

Cerrahi Tekkesi’nin yeni lideri oldu! Ömer Tuğrul İnançer’in yerine Ahmet Özhan geldi

Haber 7 - Ünlü sanatçı Ahmet Özhan, hayatını kaybeden Ömer Tuğrul İnançer'in yerine Cerrahi Tekkesi'nin yeni lideri oldu.

ABONE OL
26 Eylül 2022 08:00
Cerrahi Tekkesi’nin yeni lideri oldu! Ömer Tuğrul İnançer’in yerine Ahmet Özhan geldi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk fikir hayatının önemli isimlerinden yazar, hukukçu, mutasavvıf ve Karagümrük’teki Pir Nurettin Cerrahi Tekkesi’nin son postnişini Ömer Tuğrul İnançer, hayata veda etmişti. Ömer Tuğrul İnançer’in yerine gelen isim belli oldu.İncisam dergisinin umumi yayın yönetmeni Mustafa Özel, Cerrahi Tarikatı’nın liderini açıkladı.Özel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tarikatın yeni postnişinin 17 yaşından beri Cerrahi Tarikatı’na mensup olan Türk Sanat Müziği sanatçısı Ahmet Özhan olduğunu aktardı.AHMET ÖZHAN, TUĞRUL İNANÇER’LE 55 YILLIK DOSTLUĞUNU ANLATMIŞTISanatçı Ahmet Özhan, Ömer Tuğrul İnançer için, “Ağırbaşlı, düşünceli, ölçülü, dengeli yani yaratılıştan öyle doğmuştu o. Bütün hayatımın umurlarını, evlenmemi, ayrılmamı, her şeyimi ona söylerdim. Ondan sonra o ne lazımsa yapardı.” dedi.Türk fikir hayatının önemli isimlerinden yazar, hukukçu, mutasavvıf ve Karagümrük’teki Pir Nurettin Cerrahi Tekkesi’nin son postnişini Ömer Tuğrul İnançer’le arkadaşlığını, onun öğretilerini ve geride bıraktığı izleri AA muhabirine anlatan Ahmet Özhan, İnançer’le 1967’de tanıştıklarını dile getirdi.

Özhan, tanıştıklarında kendisinin 17, İnançer’in ise 21 yaşında olduğunu belirterek, “Müzik çalışmalarım için konservatuvarın yanı dizi Üsküdar Musiki Cemiyetine gitmem gerektiğini büyüklerim söylemişti. Beni cemiyete yolladılar, Emin Ongan hocamla görüşmek üzere. Gittim, Üsküdar Doğancılar Yokuşu’nda çaldım kapıyı, girdim. Öyle bir ömür başladı orada.” diye konuştu.

Cemiyetin kapısını açanın, yaşamı boyunca “ağabey” dediği İnançer olduğuna dikkati çeken sanatçı, “O hatırlıyordu (bu anıyı). ‘Daha yeni delikanlı olmaya başlayan, sapsarı bir oğlan geldi. O sendin. Kapıyı ben açtım’ dedi. Unutmamıştı. O zaten her şeyi hatırlıyordu. Biz hatırlamak ihtiyacı hissetmezdik, nasıl olsa o hatırlar diye. Öyle bir dominant, öyle bir kapsayıcı kişilikti. Orada başlayan tanışıklık, arkadaşlık, dostluk, abi kardeşlik, sonra ömür rehberliğine, ondan sonra hayatı aydınlatıcılığa, mürşidliğe kadar uzanan, yarım asrı aşan bir yolculuk, omuz omuza, yürek yüreğe…” ifadelerini kullandı.

“İlk kere kendimi hayatta yalnız hissediyorum”Ömer Tuğrul İnançer’le hemen derhal her gün beraber olduğunu söyleyen sanatçı, şu bilgileri verdi:

“Abartmıyorum fakat her gün, her işte, her zaman, her duyguda, her hizmette hep beraberdik. Hep o bizim bir adım önümüzdeydi. Yolumuzu aydınlatan, bize destek olan, hep çözüm üreten, olması gerekenleri bize söyleyen, hatırlatandı. Ben ilk kere kendimi hayatta yalnız hissediyorum. Bu yaşa geldim, ilk kere dayanaksız hissediyorum. Eskiden arkama rahat yaslanabiliyordum, o vardı. Şimdi yaslansam düşeceğim gibi geliyor yaslanamıyorum. Tedirgin bir şekilde duruyorum. Bu duyguyu hiç tatmamıştım. Belki de büyümeye başladım. Artık kendi işimi görmek zorundayım. Güveneceğim, sarılacağım, topu ona atacağım bir tane arkadaşım, rehberim, mürşidim, dostum vardı. O da ‘Bundan sonra kendi başına debelen, ben gidiyorum’ dedi. Bu vaziyetteyiz. Daha şaşkınlığı üzerimden atmış değilim.”

Ahmet Özhan, İnançer’in 55 yıl kendisine sabrettiğini söyleyerek, “Ben deli dolu, abuk sabuk, uçarı kaçarı bir gençtim. O son zamanda nasıl hatırlıyorsanız, 20 yaşında da öyleydi. Ağırbaşlı, düşünceli, ölçülü, dengeli yani yaratılıştan öyle doğmuştu o. Bütün hayatımın umurlarını, evlenmemi, ayrılmamı, her şeyimi ona söylerdim. Ondan sonra o ne lazımsa yapardı.” diye konuştu.

“Cenabı Hakkı bilmek, sevmek ve sevdirmek üzere bir ömür doldurdu”İnançer’in öğretilerinin Cenabı Hakk’ın varlık aleminin yaratılış hikmetlerinden ibaret olduğuna dikkati çeken Özhan, şunları kaydetti:

“Öğretileri ahlak, inanç, inancı yaşamak, Muhammedi bir çizgi üzerinde hayatı kurgulamak ve olabildiğince insanlarla paylaşmak. Çünkü kendi başına yapılabilecek bir şey değil bu. Ben onu bir şeyi öğrenirken görmedim. Hep biliyordu ve biz öğrenmek ihtiyacı hissettiğimiz zaman, o yapardı, biz de öğrenirdik. Bütün davası, ömür biçimi buydu. Cenabı Hak, varlık alemini bilmek ve sevmek muradıyla yarattığından dolayı, o da Cenabı Hakkı bilmek, sevmek ve sevdirmek üzere bir ömür doldurdu. Onun haricinde hiçbir davası olmadı. Kendi adına bir refah, dünyalık, bir makam hiç böyle şeylerle uğraşmadı. Paranın, pulun peşinde olduğuna da hiç tanık olmadım. Onun nefsi bir takım şeylerle uğraştığını görmedim.”

Sanatçı Özhan, İnançer’in stres atmak için bazen tavla oynadığını işaret ederek, “Vücudundaki statik elektriği atmak için bazı arkadaşlarıyla fasıla dizi tavla oynar, kafasını boşaltırdı. Yani böyle bir topraklama yapardı. Onun haricinde ‘Yorulmak nedir? Ben bunu anlamıyorum.’ derdi. ‘Tarih okurken yoruldun, coğrafya oku dinlenirsin.’ derdi. Tatil yapmak, onun için bir öbür ilde gene çalışmaktı.” dedi.

Dünyayı etkisi altına meydan salgın sonucu kapanma sürecinde de İnançer’in çalışmaya devam ettiğini vurgulayan Özhan, şöyle konuştu:

“Tüm sosyal ortamlar ve burası yaklaşık 2 yıl kapandı. Bu 2 yıl ‘Ne yapalım, burası kapalı’ diyerek bekleyebilirdi fakat o, bu iki seneyi fırsat bildi. Türbeyi şerif iç olmak üzere vakfın (Türk Tasavvuf Musiki ve Folklorunu Yaşatma Araştırma Vakfı) öbür tüm ünitelerini, A’dan Z’ye, tabanından tavanına kadar yeniledi, tezyin etti, eksiklerini giderdi. Ondan sonra ‘Siz devam ettirin.’ der gibi çekti, gitti.”

Ahmet Özhan, Pir Nurettin Cerrahi Tekkesi’nin 300 yıldır kapanmadan, aleni kaldığına da değinerek,”Fahrettin Efendi Hazretleri, burada yatıyordu. Onun eviydi burası aynı zamanda. O hayatını burada devam ettirdi ve devlet onu kendi tekkesine türbedar olarak tayin etti. Dolayısıyla kapı hep aleni kaldı ve kendisine yakın olmak isteyen, kendisinden bir şeyler öğrenmek isteyenlere de her zaman kapısını açtı ve yardımcı oldu. Gelmek isteyenler onunla oturdu, konuştu, istifade etti ondan, zikir etti. Dolayısıyla devletin marifetiyle burası kapanmamış oldu.” dedi.

“Arkasında bıraktığı hizmetleri inşallah biz tamamlayacağız”Vakıfta birçok kültürel faaliyetin gerçekleştirildiğinin altını çizen Özhan, şunları söyledi:

“Allah’ı zikretmek ve onun ritüelleri, edebiyatı, musikisi olmadan olmaz. Bu vakfın varlık sebebi bu. Burada musiki meşkimiz, edebiyat çalışmalarımız, arşivimiz var. Kariyer, doktora, yüksek lisans yapan, kim olursa olsun, onları araştırma yaptıkları sahada tatmin edecek, Türkiye’nin en kabadayı kütüphanelerinden birine sahibiz ve yakında inşallah Efendiciğimin (Tuğrul Bey’in) arzusu, onun arkasında bıraktığı hizmetleri inşallah biz tamamlayacağız. O temelini attı. Okumayı fazla severdi, en aka aşkı kitaptı. Hayatı boyunca kitap toplamıştı. Ama koleksiyoner değil, hepsini okurdu. Hayatı boyunca biriktirdiği tüm kitaplarını kütüphaneye getirdi. Zaten buranın bir kendi arşivi de vardı. Sonra buranın müdavimleri de buradan özenerek, evlerindeki ne kadar kitapları varsa buraya bağışladı. Şimdi bahçede, rutubet ayarı iç olmak üzere tüm hassasiyetleriyle beraber kısmet olursa fazla ciddi bir ilmi kütüphane yapacağız. Bunu da kariyer yapan öğrencilere, burada gelip, çalışmak üzere vereceğiz. Gelsinler, sabahlara kadar otursun, çalışsın, fotoğraflarını çeksin. Bu prensip içerisinde, aka kütüphanemizi de aka musiki arşivimizi de kullanabilirler.”

Özhan, pazartesi günleri vakıf içerisinde meşklerin devam edeceğine işaret ederek, “(İnançer’den) Allah razı olsun. Yorulmak, durmak, istirahat nedir bilmeyen fakat bunun da şikayetini yapmayan aka bir potansiyel vardı, her lahza koşuşan. Bir bakıyorsun Rumeli’de, bir bakıyorsun Türk Cumhuriyetleri’nde, bir bakıyorsun Irak’ta, bir bakıyorsun Ahmet Yesevi Hazretleri’ne gitmiş. Oraları bir gezeyim diye değil, orada ne istifade ettiyse, buraya taşıyabilmekti. Durmak bilmeyen bir insandı. Gönlü durmak bilmiyordu fakat vücudu ‘Benden bu kadar.’ dedi. Biz onun kadar yapamayız fakat bıraktığı yerden hiç değilse durmasın, araba yürüsün devam etsin o sürati yapamasak bile arabayı yolda bırakmamaya çalışırız.” ifadelerini kullandı.

Pir Nurettin Cerrahi Tekkesi’nin Tuğrul İnançer’den sonra gelecek yeni postnişini konusuna da değinen Özhan, “Şu anda doğmamış çocuğa don biçilmez. Her şeyin bir süreci, zuhuratı vardır. Zaman içerisinde ne olacaksa hep beraber göreceğiz. Önemli olan müessesedir. Müessesenin devamlılığı ve faydalı olması, fayda temin edilmesi için hiçbir noksan bırakılmaz. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.” şeklinde konuşmuştu.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.